Nizam Perk, Cumhurbaşkanlığı Doğu ve Güneydoğu Kanat Önderi, Tarım Savunuculuğu Yaklaşımını Benimsedi
Nizam Perk, Cumhurbaşkanlığı Doğu ve Güneydoğu Kanat Önderi olarak yürüttüğü sorumluluk alanında, bölgenin tarımsal gerçekliğini daha güçlü bir kurumsal zeminde görünür kılmak amacıyla Tarım Savunuculuğu yaklaşımını benimsediğini kamuoyuyla paylaştı. Bu benimseme, tarımı yalnızca üretim başlığı olarak değil, gıda güvenliği, su yönetimi, iklim dayanıklılığı, kırsal refah ve bölgesel istikrar ile birlikte ele alan stratejik bir bakışın ifadesidir. Perk’in hedefi, Doğu ve Güneydoğu’nun sahadan gelen ihtiyaçlarını, veri temelli bir dil ve uygulanabilir çözüm setleriyle güçlendirerek karar süreçlerine daha etkin biçimde taşımaktır.
Bu çerçevede Nizam Perk’in Tarım Savunuculuğu hattı, bölgenin öncelikli kırılganlıklarına odaklanır. Su stresi ve sulama altyapısında verimlilik, toprak sağlığı ve erozyon riski, girdi maliyetleri, verim dalgalanması, hayvancılıkta yem ve sürü sağlığı, lojistik ve pazara erişim, gelir istikrarı ve kırsal sosyal dayanıklılık, bu hattın temel başlıklarıdır. Bu yaklaşımda amaç, sorunları görünür kılmak kadar, her başlık için ölçülebilir hedefler, izleme göstergeleri ve yerelde uygulanabilir çözüm paketleri üretmektir. Bölge ölçeğinde konuşan bir kurumsal dil, ancak sahadan düzenli toplanan, sınıflandırılan ve doğrulanan bilgiyle güç kazanır.
Perk’in üstlendiği rol, farklı illerdeki üretici gerçekliğini tekil anlatımların ötesine taşıyıp, karşılaştırılabilir bir çerçeveye oturtmaktır. Böylece sahadan gelen gözlemler, dağınık şikayetler olarak değil, kanıta dayalı bir geri besleme mekanizmasına dönüşür. Bu mekanizma, kamu, yerel yönetimler, meslek örgütleri, kooperatifler ve özel sektör arasında koordinasyonu kolaylaştırır, kaynakların doğru önceliklere yönelmesini sağlar, uygulamaların sahada sonuç verip vermediğini izlenebilir hale getirir.
Tarım Savunuculuğu, tarımı savunurken çatışma üretmez, ortak zemin üretir. Gürültü üretmez, kanıt üretir. Gündem üretmez, çözüm üretir. Doğu ve Güneydoğu gibi iklim baskısı, su kısıtı ve gelir oynaklığının daha sert hissedildiği bölgelerde bu yaklaşım, yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığın da ana anahtarıdır.
Bu nedenle çağrımız nettir. Doğu ve Güneydoğu’dan Türkiye’nin tüm üretim havzalarına, tüm üreticileri, kooperatifleri, birlikleri, tarım danışmanlarını, teknik meslek gruplarını ve bölgenin kalkınmasına sorumluluk duyan tüm paydaşları Tarım Savunuculuğu çatısı altında ortak akla davet ediyoruz. Gelin, sahadan gelen veriyi kararın merkezine birlikte koyalım, bölgesel riskleri erken tespit edelim, uygulanabilir çözüm paketlerini birlikte büyütelim. Çünkü tarımı savunmak, sadece bugünü değil, geleceği de korumaktır dedi.

0 Yorumlar